Gömbe Uçarsu

  • By Demre Apart
  • 25 Ağustos 2019, 11:38

Batı Torosların bitiminde Akdağ'ın hemen altındaki vadide yer alan Gömbe Yaylası, Türkiye’ni en güzel yaylaları arasındadır şüphesiz. En güzel aromalı elmaların yetiştiği Gömbe Yaylası, denizden 1200 metre yükseklikte başlar. Yaylanın 1800'üncü metresinde bir krater gölü olan Yeşil Göl yer alır. Yeşil Göl, Uçarsu adı verilen akarsuya kaynaklık eder. Önce yukarıya sonra aşağıya fışkırdığı ve vadiye uçarak aktığı için adına Uçarsu denilen bu akarsu, yaz ve kış aylarında yönünü değiştirir. Yaylanın önceleri Gombe olan adı zamanla Gömbe'ye dönüşmüştür. Kaş'a 60 kilometre uzaklıkta ve Elmalı yolu üzerindedir. Bu sebeple yaz turizminde gündüz denize girip, gece yorganla yatılabilecek bir tatil seçeneği sunar.

 

 

Yayla turizminin gözdesi

Kaş’tan Elmalı’ya doğru, büyük bölümü çam ağaçlarının yeşilliğinde geçen yaklaşık 60 kilometrelik bir yolculuk sonrası ulaşılabilen Gömbe Antalya'ya ise 150 kilometre mesafede. Gömbe, Akdağın eteklerindeki onlarca Türkmen köyünün merkezi konumundadır. Kebabı, Uçarsu’yu, Yeşil Göl’ü ve sedir ormanları ile meşhurdur ki, Sedir ormanlarının dünyada sadece Gömbe'de ve Beyrut'ta olduğu söylenir. Dağcılık ve trekking için son derece uygun olan Gömbe, son yıllarda yayla turizminin önemli noktalarından biri haline gelmiştir.

 

 

Yörüklerin yaşam alanı

Hıristiyanlık zamanında piskoposluk merkezi olarak önem kazanmış olan bölgede kilise ve lahitler günümüze kadar gelebilmiştir. Osmanlı devrinde hayvan panayırı olarak kullanılan yaylada çok sayıda yörük bugün de yaşamlarını sürdürüyor. Türkiye'nin en eski yağlı güreşlerinin yapıldığı yer olarak da bilinen Gömbe, zamanında Yunanlılara ait olan Meis ve Rodos gibi adaların tahıl ihtiyacını da karşılamış. Sulu elması kadar armut ve cevizi de ünlü olan Gömbe'de, Akdağ'ın doğu yamacından doğan üç büyük kaynak suyu var. Bunlardan biri şelale şeklini alarak 60 metre yükseklikten dökülen Uçarsu. Mayıs ayının ilk haftasında karların erimesiyle uçarcasına akmaya başlayan şelale ağustos ve eylül aylarına kadar bu akışını sürdürür. 5-7 Haziran arasında düzenlenen şenliklerde yöreye gelen ziyaretçiler, Uçarsu'da dilek dileyip kurban keser, sema törenleri ve folklor gösterileri yapılır. Ardından da Tekke Köyü Abdal Musa Türbesi ziyaret edilir.

 

Abdal Musa’nın kerameti

Akdağın (3024m) zirveye yakın bağrından çıkan Uçarsu, önce yukarıya doğru fışkırarak sonra da aşağıya, vadiye doğru uçarak aktığı için bu adı almıştır. Yaz ve kış aylarında kendiliğinden yönünü değiştirdiği için de yörede yaygın bir efsaneye konu olmuştur. Rivayete göre; Finike ve çevresinde bilinen ve sevilen erenlerden Abdal Musa, bir gün Fethiye taraflarına gider. Gittiği her yerde olduğu gibi, Fethiye köylerinde de Abdal Musa çok iyi karşılanır. Yedirirler, içirirler, yatırırlar. Köylüler kentliler onu grup grup ziyarete gelirler, sohbetini dinleyip akıl danışırlar. Abdal Musa da onları çok sever. Hele hele gönlü tok, gözü tok, almadan veren, Tanrı misafirine gönlünü açan köylüleri çok beğenir. Abdal Musa kendisine yapılan bu ikramları karşılıksız bırakmak istemez ve köylülere sorar: 

 

Musa ısrarlara dayanamaz

“ Ey güzel Allah'ın sevgili kulları. Allah gönlünüze göre versin, söyleyin bakalım, eksiğiniz gediğiniz var mıdır?” Köylüler, Abdal Musa'nın bu iltifatına teşekkür eder ve Sağ olasın Ey Musa. Sayenizde ve dualarınızla hiçbir eksiğimiz, gediğimiz yoktur” der. Bu insanların gönül tokluğuna memnun olur Abdal Musa ama bir şeylerin eksik olduğunu da hisseder. Sararan ekinlere, kıraç araziye bakar ve “Eksiksiz insan olur mu, aksayan bir şeyleriniz herhalde vardır” diye üsteler. Bunun üzerine köylüler cesarete gelerek, “Her şeyimiz tamamdır Ey Musa, lâkin suyumuz yoktur. Bu yüzden, koyunlarımız, kuzularımız susuzluktan kırılır. Ekinimiz, bağ-bahçemiz günü gelmeden sararır” diye dert yanar. Musa'nın yüzü bulutlanır. Kısa bir sessizliğin ardından, “İyi de, sizler bu güzelliklerin üstüne, bir de bol suya kavuşursanız, çok zengin olursunuz. Çok zengin olunca da, Tanrı misafirine güler yüz göstermez, onu gereği gibi ağırlamazsınız” der.

 

Zenginliğin unutturdukları

Köylüler telâşa kapılır, yemin şart ederler; “Aman Ya Musa, ne var ise sende vardır. Hem biz zengin olursak. Tanrı misafirine daha iyi bakar, onu daha iyi ağırlarız. Yeter ki suya kavuşalım” diye yakarır. Bu ısrarlara dayanamayan Abdal Musa ağır ağır ayağa kalkar ve elinde asasıyla bir kayaya doğru yürür. Köylüler de, arkasından, sessiz, büyülenmiş bir şekilde onu izler. Abdal Musa, ellerini havaya açarak bir süre öylece kalakalır. Sonra eline asasını alır ve “Yaa Allah!” diyerek hançer gibi bir kayaya sokar. Köylülerin şaşkın bakışları arasında asanın girdiği kayalıktan buz gibi berrak bir su fışkırmaya başlar. Bu su genişler, büyür ve küçük bir ırmağa dönüşür. Köylüler Abdal Musa'yı teşekkürlerle, dualarla uğurlar.  Bu suyun çıkması ile o köyün çehresi kısa sürede değişir. Bağ bahçe sulanır, verim artar ve köylüler biranda zengin olur.

 

Bir kez daha semaya el açar

Derken gel zaman git zaman birkaç yıl sonra Abdal Musa'nın yolu tekrar aynı köye düşer. Birde ne görsün, herkes bir koşturmaca içinde. Onun yüzüne bile bakan yok. Aradan saatler geçer. Zaten yorgun ve açtır. Çaresizce köylülerden ekmek ister. Ancak ne çare dinleyen yoktur. Üstelik bir de köylünün birinden, “Haydi yoluna be adam. Hangi yüzle ekmek istiyorsun. Kazancımızı sana mı yedirelim. Yazın bizimle birlikte tarlada, ormanda mı çalıştın? Bizimle beraber ekin mi biçtin, harman mı ettin” diye azar işitir. Bu duruma çok üzülür Abdal Musa. Bu köylülere su vermesi için Tanrıya yakardığına pişman olur. Bunun üzerine etrafına toplanan tüm köylünün gözleri önünde yine ellerini açar ve yüksek sesle: “Ey Allah’ım bu zavallı insanlar, senin verdiğin nimetin kıymetini bilemediler. Zengin oldular ama zenginliğin gereğini yapmadılar. Kötü bir gurura kapıldılar, kibirlendiler, Tanrı misafirini aç koydular. Var iken vermediler. Onlara verdiğin güzel suyu muhannet kıl. Tarlalarına su gerektiğinde hiç akmasın, kış mevsimi gelip su gerekmediğinde de bulanık aksın” diye dua eder.

 

Son pişmanlık fayda etmez

O dakika su kesilir. Köylüler yaptıklarına pişman olurlar ancak iş işten geçmiştir. Tekrar Abdal Musa'nın ayaklarına kapanıp af dilemek isterler ama Abdal Musa biranda ortalıktan kaybolmuştur. İşte o gün bugün bu su yön değiştirmiştir. Hıdrellezden üç yada beş gün sonra büyük bir gürültü ile patlayarak gömbe yaylası tarafına akan berrak su, Ekim ayı geldiğinde bulanıklaşır ve Fethiye tarafına doğru akar. Bu yüzdendir ki, suya, Fethiye taraflarında zamanında akmadığı için ‘Muhannet Su’, Gömbe Yaylası tarafında ise yüksekten döküldüğü için ‘Uçarsu’ adı verilmiştir.

Telefon NUMARAMIZ

0533 777 68 76